Yüz kızartıcı suç ve memurluk , Memnu hakların iadesi kararı kamu denetçiliği kurumu

Konusu 'Hukuk' forumundadır ve volter tarafından 9 Ocak 2019 başlatılmıştır.

  1. volter

    volter New Member

    Mesajlar:
    3
    Aldığı Beğeni:
    0
    Ödül Puanları:
    1
    Kamu denetçiliği kurumu kararı , kişiler haksız yere mağdur ediliyor oysa bu karar ile önlerinde hiç bir engel yoktur . Memur olabilirler saygılar

    5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun "Yasaklanmış hakların geri verilmesi" başlıklı 13/A

    maddesinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için mahkûmolunan cezanın infazından sonra üç yıl geçmiş olması ve kişinin bu süre zarfında yeni bir suçişlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşmasıkaydıyla yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebileceği düzenlemesine yer verilmiştir.Mezkûr düzenleme gereğince, belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağlananhak yoksunluklarının kapsamına kamu hizmetlerine girme hakkından yoksun kalmayı içeren 657sayılı Devlet Memurları Kanununun da dâhil olduğu hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır.Dolayısıyla yasaklanmış hakların geri verilmesi müessesesi ile 657 sayılı Devlet MemurlarıKanununun 48’inci maddesinde öngörülen SÜRESİZ hak yoksunluğu SÜRELİ hale getirilmiş olmaktadır.


    14) Yasaklanmış hakların geri verilmesini düzenleyen 06/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı

    Kanunun 38’inci maddesinin gerekçesinde; “5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü

    maddesindeki düzenlemeye göre, belli bir suçtan mahkumiyete bağlı süresiz hak yoksunluğundan söz edilemez. İşlediği suç dolayısıyla toplumda kişiye karşı duyulan güven sarsıldığı için suçlu kişi, özellikle güven ilişkisinin varlığını gerekli kılan belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmaktadır. Ancak, bu hak yoksunlukları süresiz değildir. Cezalandırılmakla güdülen asıl amaç, işlediği suçtan dolayı kişinin etkin pişmanlık duymasını sağlayıp tekrar topluma kazandırılması olduğuna göre, 53 üncü maddede suça bağlı hak yoksunluklarının da belli bir süreyle sınırlandırılması yönünde düzenleme yapılmıştır. Türk Ceza Kanununda, belli bir suçu işlemekten dolayı cezaya mahkûmiyetin sonucu olarak ömür boyu devam edecek bir hak yoksunluğu söz konusu olmadığı için, yasaklanmış hakların geri verilmesi müessesesine ilişkin düzenleme yapılmamıştır.


    Ancak, 5352 sayılı Adlî Sicil Kanununun Geçici 2 nci maddesinde, diğer kanunlardaki kasıtlı bir suçtan dolayı belirli süreyle hapis cezasına veya belli suçlardan dolayı bir cezaya mahkum olan kişilerin, belli hakları kullanmaktan süresiz olarak yoksun bırakılmasına ilişkin hükümleri saklı tutulmuştur. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki çeşitli kanunlardaki süresiz hak yoksunluğu doğuran bu hükümlere rağmen, yasaklanmış hakların geri verilmesi yolunun kapalı tutulması, uygulamada ciddi sorunlara yol açacaktır. Bu sorunların çözümüne yönelik olarak, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki çeşitli kanunlardaki kasıtlı bir suçtan dolayı belirli süreyle hapis cezasına veya belli suçlardan dolayı bir cezaya mahkum olan kişilerin süresiz olarak kullanmaktan

    yasaklandıkları hakları tekrar kullanabilmelerine imkân tanıyan bir düzenleme yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur.” ifadelerine yer verilmiştir.


    15) Ayrıca Danıştay 8. Dairesinin 25/04/2018 tarihli ve E:2018/428, K:2018/2360 sayılı

    kararında; “Memnu hakların iadesi müessesesi, 765 sayılı TCK'nın 121-124 maddeleriyle 1412sayılı CMUK'un 416-420. maddeleri arasında yer almış iken, anılan Kanunları yürürlükten kaldırarak yerine 01/06/2005 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK ve 5271 sayılı CMK'da YER VERİLMEMİŞTİR. Bunun sebebi, 5237 s. Kanunun 53 üncü maddesidir. Anılan maddeye göre, kişilerin kasten işlemiş oldukları suçlardan dolayı verilecek hapis cezası mahkumiyetinin kanuni sonucu olarak; bir kamu görevinin üstlenilmesi, seçme ve seçilme hakkı, velayet-vesayet hakkı gibi bir takım hak yoksunluklarının doğrudan oluşacağı, ancak, hapis cezasının infazının tamamlanmasıyla birlikte yoksun kalınan hak yoksunluklarının da kendiliğinden kişiye avdet edeceği DÜZENLEMESİ ÖNGÖRÜLMÜŞTÜR. Dolayısıyla, TCK anlamında ayrıca yeni bir işleme gerek kalmaksızın cezanın infazının tamamlanmasıyla kişilerin yoksun kalacağı haklara KAVUŞACAĞI AÇIKTIR.


    Ancak, 657 s. Kanun, 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu, Anayasa'nın 76/2 nci maddesi gibi bazı özel Kanunlardaki hak yoksunluklarına ilişkin düzenlemeler nedeniyle memnu hakların iadesi müessesesine yeniden ihtiyaç duyulmuş ve 5352 sayılı Adli Sicil Kanununa eklenen 13/A maddesiyle yasaklanmış hakların geri verilmesi başlığı altında YENİDEN GETİRİLMİŞTİR. Bu maddede bahsedilen "5237 s. Kanun dışındaki kanunlar" ifadesinden, 5237 sayılı TCK'nın "Özel kanunlarla ilişki" başlıklı 5 inci maddesinde, "Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır." hükmü uyarınca çeşitli suç ve hürriyeti bağlayıcı cezalar ile hak yoksunluklarının düzenlendiği 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu, Kaçakçılık Kanunları gibi ÖZEL CEZA KANUNLARI DEĞİL., 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, Seçim Kanunu gibi hak yoksunluklarına yer verilen kanunların anlaşılması GEREKTİĞİ AÇIKTIR. Bu kapsamda, memnu hakların iadesi kararı, gerek Türk Ceza Kanunundan, gerekse özel bir kanundan kaynaklansın kamu hizmetlerinden yasaklanma, memuriyetten mahrumiyet, seçme ve seçilme hakkından yoksun kılınma gibi temel hak ve özgürlükler alanındaki ehliyetsizlikleri gelecek için ortadan kaldıran ve kişiye kullanılması men edilen hakları kullanma yetkisi SAĞLAYAN KARARLARDIR.


    Bir kişinin işlediği suçtan dolayı verilen ceza mahkumiyetinin infazının tamamlanmasıyla birlikte yoksun kaldığı hak yoksunluklarının kendiliğinden kişiye avdet edeceği açık ise de, 3568 s. Kanunun 4 üncü maddesinin (d) bendinde yapılan, "TCK'daki süreler geçirilmiş olsa bile" değişikliğinin, 5352 s. Kanuna 2006 yılında 13/A maddesinin eklenmesiyle getirilen yasaklanmış hakların geri verilmesi düzenlemesinden sonra 2008 yılında yapıldığı göz önüne alındığında, 3568 s. Kanunun 4 üncü maddesinin (d) bendindeki "TCK'daki süreler geçirilmiş olsa bile" ifadesiyle maddede belirtilen suçlardan dolayı mahkumiyet halinde mesleğe süresiz olarak girilemeyeceği, ancak yasaklanmış hakların iadesi kararı alınması durumunda madde hükmünde düzenlenen ehliyetsizliğin ortadan KALKACAĞI ANLAŞILMAKTADIR.” ifadelerine yer verilmiştir.


    16) Yine, Yüksek Seçim Kurulu’nun 23.02.2015 tarihinde hukuk camiasına duyurulması için o tarihteki adıyla Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na yazdığı yazıda; “Kasıtlı bir suçtandolayı belirli süreyle hapis cezasına veya belli suçlardan dolayı bir cezaya mahkum olan bazıadayların herhangi bir hak kaybına uğramaması amacıyla, süresiz olarak kullanmaktanyasaklandıkları hakları tekrar kullanabilmelerine imkan tanıyan memnu hakların iadesi (yasaklanmış hakların geri verilmesi) kararlarını alabilmeleri aday olabilmeleri yönünden büyük önem arz etmektedir.” ifadelerine yer verilmiştir.


    17) Dolayısıyla mevzuat hükümleri, yasaklanmış hakların geri verilmesini düzenleyen madde

    gerekçesi, Danıştay 8. Dairesi kararı ve Yüksek Seçim Kurulu yazısı birlikte değerlendirildiğinde; kamu hizmetine girmeye engel bir suçtan dolayı hüküm giyen bir kimsenin infazının tamamlanmasından sonra, aradan üç yıl geçmesi, bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması kaydıyla hakkında memnu haklarının iadesi kararı verilmesi durumunda - şayet diğer şartları da sağlıyorsa – kamu görevine atanmasının önünde bir engel bulunmadığı değerlendirilmektedir. Ayrıca infaz rejiminin amacının hükümlünün ıslah edilerek topluma geri kazandırılması olduğu hususu dikkate alındığında, hükümlünün hayatını iyi halli sürdürebilmesinin temini bakımından memnu hakların iadesi müessesesi ile teşvik edilmesi ve yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alması durumunda kamu hizmetine girme hakkı tanınması hakkaniyetin bir gereği olarak görülmelidir.


    18) Yapılan değerlendirme neticesinde; başvuran hakkında verilen yasaklanmış hakların geri verilmesi kararının varlığına rağmen daha önce işlediği suçların varlığı gerekçe gösterilerek atamasının yapılmaması işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu kanaatine varılmıştır.
     

Sayfayı Paylaş